Hekimler nerelerde çalışabilir? - 19/07/2010

Hekimler nerelerde çalışabilir?
Anayasa Mahkemesi’nin  5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerinden bazılarını iptal etmesinin ardından pek çok konu yine ortada kalmış gibi gözükmektedir. Yoruma açık olan bu konuların bir kısmı belki gerekçeli kararın açıklanması ile giderilebilir. Ancak kanunun muhatabı olan meslek gurubunun büyük çoğunluğunun hak kazanmak yada hak kaybetmek adına almaları gereken kararı önümüzdeki on gün içerisinde vermeleri gerekiyor.
Üzerinde en çok konuşulan konu Kanunun 7. Maddesi ile değiştirilen ,  1219 sayılı kanunun 12. Maddesinin    aldığı şekildir. Maddenin son hali aşağıdaki gibidir;
“Madde 12 - (Değişik madde: 17/01/1949- 5304/1 md.)
      Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.
     (Değişik fıkra: 21/01/2010-5947 S.K./7.mad)* Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, aşağıdaki (bentlerden yalnızca birindeki) sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir: 
     a) Kamu kurum ve kuruluşları.  
     b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. 
     c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.  
     (Değişik fıkra: 21/01/2010-5947 S.K./7.mad)* Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir. Sözleşmeli statüde olanlar da dahil olmak üzere mahalli idareler ile kurum tabipliklerinde çalışan ve döner sermaye ek ödemesi almayan tabipler işyeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.”
Bir görüşe göre, kanunun ikinci fıkrasından , “… bentlerden yalnızca birindeki…” ibaresinin kaldırılması ile hekimlerin, bentler kapsamındaki yapılanmalarda herhangi bir sınırlama olmaksızın meslek icra edebilmelerine olanak sağlanmıştır. Ancak diğer bir görüş, kanunun üçüncü fıkrasında geçen “… ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla…” ibaresi ile birden fazla yapılanmada çalışma konusunda yine bir sınırlama getirildiği yönündedir.
Ben ikinci görüşe katılmadığımı ve sebebini, hukuksal bir yoruma girmemeye gayret ederek açıklamak istiyorum;
Birden fazla yapılanmada çalışma konusunda, anılan ibare ile kanunun ikinci fıkrasında sayılan a,b ve c bentleri arasında çapraz çalışmanın söz konusu olamayacağı yorumunun yapılmasına sebep olan kilit nokta “her bir” sıfatıdır.
Sıfatlar, bir ismin niteliğini anlatmak  veya onu başkaları  arasında belirtmek  yahut onu öbürlerinden ayırdetmek  üzere kendisine katılan kelimelerdir.   “her bir” sıfatının güncel sözlüklerdeki anlamı, “sayılabilen şeylerin ayrı ayrı hepsi” şeklindedir. Örneğin, “her bir birey kanunlar önünde eşit haklara sahiptir” dendiği zaman bireyleri ayrı ayrı düşünmek mümkün değildir. Burada kanunlara muhatap olan tüm bireyler kastedilmektedir. Başka bir örnekle, “her bir idareci, hukukun her bir hükmüne uymak zorundadır” dendiği zaman, hiç kimsenin aklına özel bir idareci ve özel bir hukuksal hüküm gelmez. Bu söylem idarecilerin ve hükümlerin hepsini kapsamaktadır.
Bu durumda, kanunda geçen  “… her bir bendi …” ibaresinden de bendlerin hepsinin kastedildiği açıktır. Maddenin ikinci fıkrasında sayılan a,b ve c bendlerinin hepsi , bu fıkranın her bir bendidir ve sayılan yapılanmaları kapsamaktadır. Birden fazla yerde çalışmak isteyen hekimlere, ikinci fıkranın  a,b ve c bendlerinde sayılan tüm yapılanmalar arasından istediklerini -ayırım ve kısıtlama olmaksızın-  seçme hakkı kanunen tanınmıştır.
Çalıştıkları yapılanma itibarı ile tabi oldukları diğer kanunlar tarafından serbest meslek icra etmelerinin önü kesilmiş olan hekimler ise bir kanundan kaynaklanan hak ve bir kanundan kaynaklanan yasak arasında kalmışlardır. Türk Ceza Kanununun 26. Maddesi “Hakkını kullanan kişiye ceza verilmez” demektedir. Hangi kanun diğerinin üzerindedir bilmiyorum. Ama bu durumun bir yargı süreci gerektireceği düşüncesindeyim.
İkinci  fıkranın a,b ve c bendlerinin, ülkemiz sağlık sisteminde faaliyet gösteren özel sağlık yapılanmalarının hepsini kapsayıp kapsamadığı ise ayrı bir tartışma konusudur.
Saygılarımla,
 
Dr.M.Kaan Patoğlu
19.07.2010

İsminiz
Mail Adresiniz
Telefon
Konu
Mesajınız
 
   
İsminiz
Mail Adresiniz
Gidecek Mail adresi
Konu
Varsa Mesajınız